Hürriyet Bumerang


18 Ocak 2012 Çarşamba

Poğaça Yiyen Öğretmenler ya da Çift Maaşlının Dramı

Çalıştığınız yerde, sokakta, otobüste veya bir internet sitesinde "maaşınız yetiyor mu" diye bir anket yaptığınızı düşünün. Gelecek cevapları tahmin edin. Muhtemelen bu anketin sonucunda %85 "hayır yetmiyor" cevabını alırsınız. Bu cevabı verenlerin  %90'ı da çift maaşlı ailelerdir. "Neden yetmiyor?" diye sorduğunuz zaman verilecek cevaplar yılların klişeleriyle aynıdır. "Hükümet şöyle böyle yapmıştır, şu şöyledir, bu böyledir" vs...

Öğretmenliğe başlayalı kayda değer bir zaman oldu. Evlilik kurumunda ise yeni sayılırım. Öğretmenliğin ilk yıllarında dikkatimi çeken bir mesele vardı. Okulda bazı arkadaşlara bu durumu açtım. Bana hak veren de oldu kızan da..

Ben bu durumu "poğaça yiyen öğretmenler" olarak tanımladım. Şimdi bu tanımı biraz açayım. Dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama etrafımız poğaça yiyen adamlarla dolu. Okulda öğretmenler odasına bir bakın. Yıllardır evli olan adamlar var, yeni evli olan adamlar var ve neredeyse hepsi derse girerken veya ilk teneffüste poğaçayla besleniyorlar. Buna çift maaşlı memurun dramı da diyebilirsiniz. Karı-koca çalışan aile sabah erkenden uyanıp derli toplu bir kahvaltı yapmadan okula geliyor. Burada basitmiş gibi görünen poğaça aslında müthiş derin anlamlar barındırıyor.

Sabah poğaça yiyen öğretmen akşam eve gittiği zaman da sıcak bir yemeği muhtemelen zor yiyor. Çünkü hayat müşterek ve işten yorgun argın dönen eş kimi zaman yemek yapmaya vakit bulamayabiliyor.

Etrafınıza bir anket yapın. "Aldığınız maaş ile geçinebiliyor musunuz?" diye. Sonra da "günde kaç poğaça yiyorsunuz?" "Eviniz de düzenli yemek pişiyor mu?" "Aldığınız maaştan şikayet etmek yerine şükretmeyi düşündünüz mü?" sorularını sorun.

Büyük bir aydınlanma yaşayacağınıza emin olabilirsiniz..

2 yorum:

kesinlikle doğru.
tam kitabın orta yerinden bir yazı.
eyvallah abi.

Yorum Gönder